BAKLAVANIN HİKAYESİ

TÜRK DAVETLERİNİN, DÜĞÜNLERİNİN VE KUTLAMALARININ VAZGEÇİLMEZ ADI

Geleneksel Türk tatlısı baklava denildiğinde belki hemen herkesin yüzünde tatlı bir gülümseme ve istek belirtisi oluşuverir.

O eşsiz Türk lezzetinin tadına varanlar bir daha ikram edildiğinde geri çeviremez olurlar baklavayı.

01

BAKLAVANIN

TARİHÇESİ

Geleneksel Türk tatlısı baklava denildiğinde belki hemen herkesin yüzünde tatlı bir gülümseme ve istek belirtisi oluşuverir.

O eşsiz Türk lezzetinin tadına varanlar bir daha ikram edildiğinde geri çeviremez olurlar baklavayı. Kökeninin Orta Asya Türklerine kadar gittiği bilinen baklava Osmanlı İmparatorluğu zamanında çokça tüketilen ve ikram edilen bir tatlı olmuştur. Osmanlı sultanları bayram ya da çeşitli kutlama günlerinde halka ve askerlerine tepsilerle baklava ikram ederlerdi.

Her yıl oruç ibadetlerinin yerin getirildiği Ramazan aydında Osmanlı askerleri olan yeniçerilere baklava sunulur ve bu törene Baklava Alayı denirdi. Günümüze kadar tadı eskimeden gelen bu geleneksel lezzet, Türk davetlerinin, düğünlerinin ve kutlamalarının vazgeçilmez adıdır. Öyle ki özel günlerde tepsi tepsi baklavalar yapılır ve misafirlere ikram edilir; yerken de birbirimizi incitmeden, kırmadan, iyi şeyler konuşalım anlamına gelen Türk atasözü "tatlı yiyelim tatlı konuşalım" sözü söylenir.

02

İYİ BAKLAVA

NASIL ANLAŞILIR

Baklava, ustalarının elinde incecik açılmış hamur yapraklarının arasına Antep fıstığı, ceviz, kaymak ya da badem konularak tepsiye dizilir.

Bu hamurlar tereyağı ile tatlandırıldıktan sonra fırında pişirilir ve son olarak da üzerine şeker ve suyun kaynatılmasından elde edilen şerbet dökülerek tatlandırılır. İyi yapılmış bir baklava ağızda çıtır çıtır sesler çıkarır. Şekersiz baklava tercih edenlerde bu lezzetten tam olarak mahrum kalmış sayılmazlar.

Avrupa Birliği, Baklavanın Türk ürünü olarak tercih etmiştir. Son olarak belirtelim ki, baklava dilimi aynı zamanda "eşkenar dörtgeni" anlatmak içinde kullanılır.

03

TADI İNCELİĞİNDE

SAKLI

Türkiye'de yapılan baklavalarda çok önemli bir fark bulunuyor, o da yufkanın kalınlığı.

Türkiye'deki baklava yufkası o kadar ince ki havaya kaldırdığınızda, karşınızdakini neredeyse tam anlamıyla görebiliyorsunuz. Zor beğenen servet ve mevki sahiplerini hoşnut etme çabasının, baklavayı basit bir hamur işi olmaktan çıkarıp ustalık gerektiren incelikli bir mutfak ürünü haline getirdiği söylenebilir. Saray’da ve konaklarda, baklava yapımında usta olan aşçıların tercih edildiği ve baklava yufkasının çok ince açılmış olmasına önem verildiği biliniyor. İşe alınacak aşçıya, sınama olarak, pilavın yanı sıra baklava da yaptırılırmış.

Aşçının usta olanı, hamuru kesişinden anlaşılırmış. Kesilen pazılar açıldığında, hem çok ince hem de tepsinin içini tam kaplayacak boyutlarda olursa, aşçının ustalığı kabul edilirmiş. Eski İstanbul konaklarında yapılan baklavalarda aşçının bir tepsiye en az yüz kat yufka sığdırması istenirmiş. Baklava tepsisi fırına girmeden önce konak sahibinin huzuruna getirilirmiş; o da, bir Hamid altınını yarım metre kadar yükseklikten dik olarak baklavanın üzerine bırakırmış. Altın yufka katlarını delip tepsinin dibine değerse, aşçı başarılı sayılırmış. Tepsi içindeki altın da bahşiş olarak aşçıya gidermiş. Eğer, altın yufka katları arasında kalırsa, baklava tepsisi mutfağa geri gönderilirmiş.